Ammar bin Yasir

Ammar Bin Yasir (Arapça: عمّار بن ياسرHz. Peygamber Efendimiz‘in (s.a.a) önde gelen sahabe’lerinden, ilk Müslümanlardan, İmam Ali’nin (a.s) yakın Şiilerinden ve yarenlerindendir. Hz. Resulullah (s.a.a) vefat ettikten sonra, Ebu Bekir’e biat etmemiş ve Hz. Ali’nin (a.s) halifeliğini savunmuştur. Üçüncü halife zamanında Osman’ın muhaliflerinden biri olmuş, onunla defalarca anlaşmazlık ve uyuşmazlık yaşamıştır. Osman’ın adaletsizliklerine karşı halk tarafından yapılan itirazlara o da katılmıştır. İmam Ali’nin (a.s) hilafeti zamanında her zaman İmam’ın (a.s) yanında durmuş ve Sıffin savaşında Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin (a.s) saflarında savaşarak Muaviye ordusu tarafından şehit edilmiştir. Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) Ammar bin Yasir’in “bağî” (asi, isyancı) bir grup tarafından şehit edileceğini önceden bildirmiştir.

Ahir zamanda Rakka şehrini ele geçiren tekfirci teröristler türbeyi havan topları ile vurmuş ve saldırıda Ammar b. Yasir ve Veysel Karani’nin türbeleri yıkılmıştır.

Nesebi

Künyesi “Ebu’l-Yakzan” olan Ammar b. Yasir b. Amir, Ben-i Mahzum kabilesinin müttefikidir. Kökeni Yemen’e dayanan Ammar bin Yasir’in nesebi, Kahtani kabilesinden Enes bin Malik’e ulaşmaktadır. Ammar’ın babası Yasir, genç yaşında Mekke’ye gelerek yerleşmiş ve orada Ben-i Mahzum kabilesinden olan Ebu Huzeyfe ile anlaşma yapmıştır.

Hz. Resulullah’ın (s.a.a) Zamanında

Ammar’ın, babası ve annesi İslam’ın ilklerinden ve öncülerindendir. Nakledilen rivayetlere göre, otuz küsur kişiden sonra Müslüman olmuş ve başka bir rivayete göre ilk 7 Müslümandan biridir. Ammar, kardeşi Abdullah, babası Yasir ve annesi Sümeyye, Bilal-i Habeşi, Habbab ve Suheyb, Müslümanlıktan dönmeleri için Kureyş tarafından en ağır işkencelere uğramışlardır. Sümeyye ve Yasir bu işkenceler sonucu hayatlarını kaybederek İslam’ın ilk şehitleri olmuşlardır..

Müşrikler, Ammar’ı Hz. Peygambere (s.a.a) kötü söz söylemesi için mecbur bırakmış, ancak Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.a) Ammar’ın özrünü kabul ederek mecbur bırakılması durumunda yeniden aynı şekilde davranmasını istemiştir. Bu olaydan sonra “Kalbi iman ile mutmain olduğu halde (inkara) zorlanan kimse müstesna, iman ettikten sonra Allah‘ı inkar edenler ve gönüllerini küfre açanlar var ya, Allah’tan gelen bir azap bunlaradır ve bunlar için büyük bir azap vardır.”(Nahl, 106) ayeti kerimesi nazil olmuştur.

Bazı rivayetlere göre Ammar bin Yasir, Habeşistan’a hicret etmiştir. Ancak bu konuda fikir ayrılığı vardır.

Ammar, Hz. Resulullah (s.a.a) Medine’ye hicret ettiğinden efendimizle birlikte olmuş ve Kuba mescidinin yapımında yardımda bulunmuştur. Medine’de Hz. Peygamber efendimizin (s.a.a) en yakın sahabelerinden biri olan Ammar b. Yasir, Efendimizin (s.a.a) tüm savaşlarına katılmıştır.

Ammar’ın Fazilet ve Erdemlerinden: Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Cennet Ali, Ammar, Selman ve Bilal’i özlemektedir.” Yine Peygamber Efendimiz (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ammar hakla birlikte, hak da Ammar’la birliktedir. Her nerede olursa olsun, Ammar hakkın etrafında döner ve Ammar’ın katili ateştedir.

Müminlerin Emiri’nin (a.s) Hilafet Döneminde

Ammar b. Yasir, İmam Ali’nin (a.s) hilafet taraftarlarındandır. Ömer öldüğü zaman, Ömer tarafından teşkil edilen altı kişilik halife şurasında Abdurrahman bin Avf’a “insanlar ikiliğe ve ayrılığa düşmesin” diye oyunu İmam Ali’den (a.s) yana kullanması için tavsiyede bulunmuştur. Osman öldürüldükten sonra, insanların İmam Ali’ye (a.s) biat etmesi için davet edenlerden biridir.

Müminlerin Emiri’nin (a.s) hilafeti döneminde, Cemel ve Sıffin savaşına katılmıştır. Cemel savaşında İmamın (a.s) ordusunun sol kanat komutanlığını yapmıştır. Sıffin savaşının üçüncü gününde de İmamın ordu komutanlarından biridir.

Şehadeti

Hz. Ammar b. Yasir (r.a), Sıffin savaşında h.37/657 yılında Rebiülahir ayında şehit olmuştur. Şehadetinden sonra İmam Ali (a.s) cenaze namazını kıldırmıştır. Şehit olduğunda yaşının doksanın üzerinde olduğu kaydedilmiştir. Bazıları 93, bazıları 91 ve bazıları ise, 92 yaşında olduğunu kaydetmiştir.

Ammar b. Yasir’in Sıffin savaşında Muaviye ordusu tarafından şehit olması, Muaviye’nin her zaman kınanmasına ve İmam Ali’nin (a.s) bu savaştaki hak ve hakkaniyetine yönelik delillerden biri olmuştur. Bunun nedeni Hz. Resul-i Kibriya Efendimizden (s.a.a) nakledilen ünlü hadis-i şeriftir. Bu hadiste Efendimiz Ammar’ın bağî (adil İmama itaat etmeyen, asi ve isyankar) bir grup tarafından şehit edileceğini bildirmiştir. İbn-i Abdülbir bu hadisin mütevatir hadislerden olduğunu belirtmiş ve bu hadisin en doğru hadislerden biri olduğunu söylemiştir.

Huzeyme b. Sabit, Cemel ve Sıffin savaşında bulunmuş, ancak kılıcını kınından çıkarmamıştır. Ama Ammar’ın Sıffin savaşında Muaviye ordusu tarafından şehit edildiğini görünce şöyle demiştir: “Şimdi benim için sapkın ve yoldan çıkmış grup belli oldu”. Daha sonra İmam Ali’nin (a.s) yanında savaşa katılarak Muaviye ordusuna karşı savaşırken şehit olmuştur.

AhmetŞakar.Com çerez kaydetmemekte, kişisel bilgilerinizi kullanmamakta ve reklam göstermektedir.